Kuramcılar

Karen Horney Kuramının Ana Hatları

Karen Horney 1885’te Hamburg’ta doğdu. Karen’ın çocukluğu hiç de normal bir çocukluk değildi. Annesi abisine ayrıcalık tanıyor, Karen’ı reddediyordu. Karen, erkek olmasından dolayı abisine karşı düşmanlık beslemişti.  Babası katı ve otoriter bir adamdı. Babası ise Karen’ın görünüşünü ve zekasını küçümsüyordu.  Bundan hareketle Karen Horney’in kuramının ana hatları kendi yaşamı ve problemleri ile nasıl başa çıktığı ile alakalıdır.  Karen, çocukluk ve ergenlik yıllarında kendisini gösterişli bir kız olarak görmüyordu. Kendisine dair bu şüphesini de “güzel olamıyorsam, akıllı olabileceğime karar verdim” diyerek ifade etmiştir. Bu görüşünü ispatlamak için Karen Horney, 1906’da Almanya’da tıp eğitimi alan ilk birkaç kadından biri oldu.  Horney on beş yıldan fazla bir süre klinik çalışmalarını Ortodoks Freudcu görüşü benimseyerek sürdürdü. Kadın ve erkek arasındaki farkların nedenin anatomik değil de kültürel olduğunu savunuyordu. Bu görüşünden dolayı Freud, Horney’e sert bir dille karşı çıktı. Horney ise psikanalitik kuramın yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğine inanıyordu. Bu yüzden kuramını Freudçu yaklaşımdan çok farklı biçimde ele aldı. Bu karşıt görüşlerini ‘’Psikanalizde Yeni Yollar’’ adlı kitabında ortaya koydu.

Horney’in Kuramının Ana Hatları

  • Horney kuramında kişiliğin yapısı ve gelişimi ile ilgili fikirler üzerinde çok durmamıştır. Libido kuramı ve Oedipus kompleksini reddetmiş, narsisizm, anksiyete kavramlarına Freud’un yorumuna göre çok farklı yorumlar getirmiştir. Buna karşılık Freud’un psişik determinizm ilkesini ve bilinçdışı süreçlerin önemini kabul etmiştir.
  •  Horney’in kuramına göre kişilik; aile çevresi, toplumsal ve kültürel etkenlerin etkileşimiyle ortaya çıkar. Horney’in kişilik görüşünde, emniyet duygusu ve doyum olmak üzere iki temel etken rol oynar. Horney’in kuramının temel esası kişinin tehlikeden uzak ve emniyet içinde bir yaşam istemesi ve daha sonra kişinin çeşitli gereklerin doyumunu aralamasıdır.
  • İnsan davranışlarındaki içgüdüsel faktörlerin önemini vurgulayan Freudçu görüşe karşı çıkmış olan Horney, anormal davranışların aile içi ilişkilerdeki sıkıntılar ve sosyokültürel etmenlerin etkileşimi ile ortaya çıktığı görüşünü savunmuştur.  Horney’e göre kişilik içgüdüsel davranışların bir sonucu değildir.
  • Horney, Freud’un ego olarak adlandırdığı kişilik bölümünün varlığını sadece nevrotik kişiler için kabul eder.
  • Horney,  Oedipus kompleksini Freud gibi tanımlamaz. Freud biyolojik kökenli olarak tanımlamıştır. Horney’e göre göre Oedipus kompleksi, aslında biyolojik kökenli olmayıp  çocuğun güvenlik ihtiyacını zedeleyen anne-baba tutumlarının  ikincil bir sonucu olarak gelişir.
  • Horney, kültürün erkeklik ve kadınlık konusundaki değer yargılarının kadın psikolojisini önemli ölçüde etkilediği görüşündedir.
  • Freud’un aksine davranışların oluşumunda çocukluk yaşantıların önemine çok az durur. Horney’e göre yaşanmakta olan zaman davranışı ortaya çıkarmada önemlidir.
  • Freud’a göre anksiyete içgüdüsel dürtülerimizle duyduğumuz korku sonucu oluşur. Horney’e göre ise anksiyete baskı altına alınmış dürtülerimize karşı duyulan korkudan kaynaklanır.
  • Horney nasisizmi Freud gibi içgüdüsel olarak tanımlamamıştır. Narsisizmi insanın kendisini sevmesinden çok, benliğin şişmesi ve sevgiye değil başkalarının hayranlığına ihtiyaç duyma olarak yorumlar.

Kaynaklar

İnanç, B. Y. (2009). Kişilik kuramları. Pegem A Akademi.

KAVUT, S. (2018). KAREN HORNEY VE NEVROTİK KİŞİLİK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: BLUE JASMİNE ÖRNEĞİ. Journal of International Social Research11(55).

Geçtan, Engin (2014). Psikanaliz ve Sonrası. 16.Basım, İstanbul: Metis Yayınları.

Reyhan Metin

Mersin Üniversitesi Psikoloji bölümü son sınıf öğrencisi. Sosyal Hizmetler Önlisans mezunu. Hem öğrenmek hem de öğrendiklerini paylaşmak için bu platformu kurdu.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın